Anasayfa Yeşilkart Yeşilkart Piyangosu Yeşilkart Piyangoyu Kazanınca...
Yeşilkart Piyangoyu Kazanınca... Yazdır e-Posta

Piyangoya başvuran yüzbinlerce, belki milyonlarca “umutlu”dan, “şanslı” kategorisine terfi eden bir kaç bin kişi içinde olduğunuzu haber veren mektubu aldığınız an herhalde hayatınızda yaşadığınız sayılı mutlu anlardandır. Belki  bir çığlık atacaksınız belki diliniz tutulacak, konuşmayı bırakın nefes almak bile zor gelecek.

Ve sonrasında kara kara düşünceler. Kolay değil tabii, yaşadığınız şehri, doğup büyüdüğünüz ülkeyi terkedip bambaşka bir kültüre gitmek. Filmlerde seyrederken bakıp “aaaaahhh” çektiğiniz memleketin kapısının size açılması. Bekarsanız nispeten kolay. Eşinizin, çocuklarınızın manevi sorumluluğu olmayacak üzerinizde. Evli iseniz durum farkli. İster onları bir süreliğine geride bırakıp öncü olarak gidecek olun, ki bu benim şahsen tavsiye edeceğim yol, ister top yekün ailecek gidecek olun, üzerinizdeki yük biraz daha fazla olacak.

Herşeyden önce beklentilerinizi minimumda tutun diye tavsiyede bulunacağım haddim olmayarak. Amerika öyle filmlerdeki gibi taşı toprağı altın bir ülke değil. Ekmek aslanın ağzında demek isterim ama ne yazık ki günümüzde midesine inmiş durumda. Filmlerdeki Amerika yok değil, var ama ilk geldiğinizde size değil. Belki günün birinde... Azımliyseniz ve şanslıysanız, yılma sınırınız yüksek ise, zamanla hayallerinizdeki noktaya adım adım yaklaşacağınızdan şüpheniz olmasın. Amerika, azmedene, çalxişana, araştırana gerçekten fırsatlar ülkesidir.

Bu noktada, yeni hayatınızda önemli rol oynayacak iki nokta var. Birincisi ingilizce bilip bilmemeniz, ikincisi mesleğinizin Amerika’da geçerli olup olmaması. İngilizce biliyorsanız, işiniz yarı yarıya olmasa da bir çeyrek kolay. En azından birçok şeyi kendi kendinize araştırmanız, bulmanız, anlamanız, başvurularda bulunmanız nispeten kolay olacaktır. İngilizce bilmiyorsanız veya çok az biliyorsanız, bütün herşeyin üzerine bir de iletişim zorluğu çıkacak, iş bulma olasılığınız daha çok tanıdık kanalı ile olacaktır.. Çok basit konular bile olsa, çoğu şey için “güvenebileceğiniz” birilerine, bir dosta ihtiyacınız olacaktır. Denize düşen yılana sarılır hesabi ilk gördüğünüze kayıtsız şartsız sarılırsanız, ek problemlere hazır olun derim. Her koyun kendi bacağından asılır sözünü en ince noktasına kadar tecrübe edeceğinizden emin olun.

Mesleğiniz Amerika’da geçerli bir meslek ise nispeten birçok zorluğun üstesinden çok eziyet çekmeden geleceksinizdir. “Mesela?” diyeceksiniz. Bilgisayar veya Elektrik Mühendisiyseniz diye listeye başlayabilirim. Genelde mühendislik dallarındakiler tıp alanındakilere ve sosyal bilimlerdekilere nazaran daha şanslılar. En nihayet 2+2 her yerde 4 ediyor; ister 3.75’den olsun ister 4.25’den olsun, sonuç üç aşağı beş yukarı 4 ediyor. İntegraller, türevler, statik hesapları İngilizce’de ve Türkçe’de aynı sonucu veriyor. Turkiye’de su metreküple akarken Amerika’da galonla akıyor ama bu ufak bir ayrıntı, zamanla alışıyorsunuz. AutoCAD’i çok iyi olan bir inşaat mühendisi veya mimar, İngilizcesi çok iyi olmasa bile bir iş bulup hayatını idame ettirme konusunda daha şanslı. İşin acı tarafı kendinizi Amerika’da gösterene, bu işi bildiğinizi patronunuza kanıtlayana kadar Türkiye’deki mesleki tecrübeleriniz ne yazık ki sıfır kabul ediliyor. Bir iş bulduktan sonra büyük ihtimal yeni mühendis, mimar kadrosu ile işe alınıyorsunuz. Maaş minimum olmasa da belki ayda bir kaç yüz dolar yüksek minimumdan. Zamanla bilgi ve yeteneklerinizi gösterdikçe Türkiye’deki tecrübenize şirkettekiler değer vermeye başlıyorlar ve terfi etmeniz nispeten hızlı oluyor. Bu arada eğer azmedip çeşitli mesleki sınavlara girip belli başlı belgeleri, sertifikaları da alabilirseniz, en fazla iki üç yılda Amerika’da layık olduğunuz, hakettiğiniz hayat standardını yakalayabilirsiniz. Bu sınavlar mühendisler için Engineer in Traning (EIT) ve Professional Engineer (PE) sınavlarıdır ve her eyalet için ayrıdır. DC bölgesindeki gibi içiçe olan eyaletlerde, diğer eyaletin sertifikasını alabilmek için ek sınav gerekmeyebilir veya bazı sınavlardan muaf olabilirsiniz.

Bilgisayar alanında çalışıyorsanız, şu anda ekonominin oldukça durgun olması nedeni ile hemen full-time iş bulmanız yine zor olacaktır. Ancak çevre edindiğiniz taktirde sağdan soldan ufak tefek projeler alıp biraz para kazanmanız mümkün en başta. Nitekim bir Yaşıyorum.com Takımındaki çogumuz çevremizdeki bir çok insan zaman zaman şirketlerindeki ufak tefek projeler için kısa dönemli eleman tanıdığımiz olup olmadığını sorarlar. Bu vesile ile bir çok arkadaşımıza mali yönden nefes alma imkanı sağladık çogumuz geçmişte.

Tıp alanında çalışanların durumu biraz daha farklı ve zor. Amerika’da doktorlar gerçekten çok fazla para kazanmalarına rağmen, mühendislerin aksine bazı mesleki sınavları en başta geçmek zorundalar gerçekten mesleklerini yapabilmek için. Ancak sanırım Türkiye’de çalıştığınız kurum, ister hastahane olsun ister üniversiye veya şirket, Amerika’da bir kuruluş ile ortaklaşa eğitim programı yürütüyor ve/veya proje yapıyorsa avantajınıza olabilir. Bu durumda bile sizi direk doktor kadrosuna yasal olarak alamazlar. Asistan veya teknisyen kadrosu ile başlama ihtimaliniz yüksek olur ki maaşınız normal bir doktora göre çok düşük olacaktır. Bu yüzden genelde en çok hayal kırıklığına uğrayanlar da doktorlardır Amerika’ya geldiklerinde. Türkiye’den alışık olunan yaşam standardını yeniden yakalamak için bir süre daha emek harcamaları gerekmektedir.

Yeşil kartı kazanan kişi muhasebecilik gibi bir meslekle hayatını idame ettiriyorsa, durumu biraz daha mühendislere benzer. “Certified Public Accountant (CPA)” sınavlarını geçmeden yine iş bulması mümkündür ama kendi başına mesleğini kolay icra edemez.

 
Nerede yaşıyorsunuz?